Geri git   Eğlence,Emo avatarları,Msn Nickleri,Emo Nickler,Gothic Avatarlar,Programlama > (¯`•.(¯`•..Forum Geneli..•´¯).•´¯) > ULU ÖNDER MUSTAFA KEMAL ATATÜRK

ULU ÖNDER MUSTAFA KEMAL ATATÜRK ATATÜRK HAKKINDA HERŞEY BU FORUMDADIR....

Yeni Konu aç Cevapla
 
LinkBack Seçenekler Stil
Alt 12-01-2008, 09:00 PM   #1 (permalink)
RuhSaL_OtoPSi
Super Moderator
 
RuhSaL_OtoPSi - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
 
Üyelik tarihi: Nov 2008
Bulunduğu yer: ..İzMir...
Mesajlar: 3.677
Konular: 2543
Cinsiyet:
AktifLik
Level: 46 [♥ Bé-Yêu ♥♥ Bé-Yêu ♥♥ Bé-Yêu ♥♥ Bé-Yêu ♥♥ Bé-Yêu ♥]
Paylaşım: 679 / 1133
Güç: 1225 / 5645
Tecrübe: 32%
Rep Puanı : 24
Rep Derecesi : RuhSaL_OtoPSi is on a distinguished road

Teşekkürleri: 128
63 mesajına 64 kere teşekkür edildi.
Ruh Halim:
Standart Atatürk'ün not defterleri

Atatürk'ün not defterleri

Atatürk'ün düzenli olarak not tuttuğu kendisine yazılmış bazı mektupları ve önem verdiği belgeleri muhafaza ettiği bilinir. Ancak 1938'den beri bunların hepsi bir sır perdesi altında.


Avni ÖZGÜREL

Türkiye Cumhuriyeti devlet kurucusuna ait her şeyi muammaya dönüştürmeyi üstelik bunu 'anısını muhafaza' adı altında gerçekleştirmeyi başardı.
Sonuçta ondan geriye müze evler heykeller fotoğraflar Türk Tarih Kurumu'nun süzgecinden geçirilmiş ve çoğu fazla bir şey anlatmamak için kaleme alınmış hatıratlar vb. kaldı. Hatırlayın 12 Eylül darbecileri
uzun bir zaman rozet ve büstle uğraştıktan sonra bir ara yılan hikâyesi Atatürk filmini yaptırmaya kafalarını takmış bunun için komite kurup 'ilmi' toplantı düzenlemişlerdi ve o sırada Kenan Evren "Filmde artık onun rakı içtiği gösterilebilir" demişti.
İlk bakışta mantıksızca gelse de onu esirgeme gayretiyle yapıldığı izlenimi uyandıran ama biraz eşelendiğinde altında buram buram Mustafa Kemal'i gerçek olamayacak kadar pırıltılı bir efsane kişiliğe dönüştürme amacı kokan tavır yüzünden Atatürk'ün hayatını Kurtuluş Savaşı yıllarının iç dış siyasal olaylarını araştırmak isteyen herkesin kısa zamanda gayya kuyusuna düştüğünü fark ettiği inkâr edilemez.


Afet İnan örneği
Bu hisse ilkin rahmetli Afet İnan hanımı tanıdığım zaman kapılmıştım.
Hayatının en önemli yıllarını onun yanında geçirmiş dolayısıyla Atatürk'ün mahremiyetine vâkıf olacak kadar yakınında bulunmuş bir kişiydi Afet hanım. Gerçek o ki 1938'den itibaren ömrünü Mustafa Kemal'i kendine saklamakla geçirdi. En yakınlarına dahi onun özeline dair bir şey anlattığını ya da bıraktığını sanmam.
Atatürk'ün Karlsbad hatıralarını kaleme aldığı küçük defter konusundaki tavrı bunun açık göstergesi. Mustafa Kemal zaman zaman depreşen böbrek ağrıları dolayısıyla Birinci Dünya Savaşı devam ederken kaplıca tedavisinden yararlanmak amacıyla gittiği Karlsbad'da çapkınlıklarını gece hayatına ilişkin notlarını yazmış bir deftere.
Atatürk'ün öldüğü gün Çankaya'daki çalışma masasından aldığı bu defteri yayımlamak için yıllarca 'uygun zaman ve ortamı' bekledi Afet hanım. Sonunda hatıratın bazı bölümlerini (..........) işaretiyle örtüp neşretti. Sorulup üstelendiğinde de kızgın kızgın "Canım ne önemi var ki diğer anlattıklarının yanında. Biraz eğlenmiş o kadar... Bilinmese ne olur..." derdi.

Gazi'yi terk edenler
Gazi Mustafa Kemal'in hayatının son bir yılında özellikle hastalığı belirginleştikten sonra çevresi tarafından adım adım terk edildiği ve pek çok kişinin 'ondan sonrası'nın hesabını yapmaya başladığı sır değil. Atatürk'ün gıyabında onun akli melekelerini yitirdiği sabuklamaya başladığı yakalandığı hastalıktan kuruluşunun olmadığı dahil yoğun bir dedikodu ortamı oluştuğu da...
Bunu İsmet İnönü'yle arasının açılıp başbakanlığa Celal Bayar'ı getirdiği süreçte yaşananlarla izah edenler var. Devrimler sürecinde gözden düşen bir tür sürgün hayatı yaşayan yargılanan burukluk içindeki yakın silah arkadaşlarının bu hissiyatla kendileri gibi 'mağdur edildiğini' düşündükleri İsmet Paşa'yı öne çıkarma arzusu duymaları mümkün. 1937'nin Kasım ayı Milli Mücadele'yi vermiş komuta heyetinin neredeyse bütün bütüne saf dışı edilip Türkiye'nin sivillerden oluşan yeni bir kadronun yönetime bırakıldığı dönemeç noktasıdır.

Salih Bozok'un intihar girişimi
Ancak özellikle Atatürk'ün bir daha çıkmamak üzere Dolmabahçe'ye kapandığı 1938 ortasından itibaren çevresinde yaverler doktorlar ve hizmetliler dışında dost çevresinden kimsenin kalmamış olması da yalnızlaştığının göstergesi. Salih Bozok'un 10 Kasım sabahı onun ölüm haberini aldığında intihara teşebbüs etmesini duyduğu derin üzüntü yanında bu terk edilmişliğe öfke olarak görmek çok yanlış olmaz.
Haber Ankara'ya ulaştığında herkesin gözünü önceden kararlaştırılmışçasına
İsmet İnönü'ye çevirdiği şüphesiz.
Nitekim Başbakan Celal Bayar Genelkurmay Başkanı Fevzi Çakmak dahil kimsenin "Ne yapalım" diye bir düşünme/danışma payı talep etmediği ve akıllara İnönü'den başka bir isim gelmediği de açık.
Ancak o günün Ankara'sını yaşayanlar ölüm haberi geldiğinde 'herkesin Çankaya'ya üşüştüğünde' de hemfikir. Zabıt tutma gerekçesiyle Atatürk'ün çalışma odası dahil Köşk'ün 'elden geçirildiği' ve bu arada İnönü'den ikbal bekleyen kimilerinin geçmişte Atatürk'e şu ya da bu sebeple yazdıkları bazı şikâyet mektuplarının bilinmesini istemedikleri için bunların konulduğu çekmece ve kutularda arama yapıldığı dilden dile anlatılır. Herkes şahsıyla ilgili 'evrakı' alma telaşındayken Fevzi Çakmak'ın emriyle ve onun yaverinin nezaretinde muhafız birliğine mensup askerlerin Köşk'ü korumaya aldıkları giriş çıkışı yasakladıktan sonra çalışma odasında özel kalem görevlilerince işaret edilen kutu dolap ve çekmecelerde bulunan bütün kâğıt belge ve defterleri tasnifsiz halde bir sandığa doldurularak Genelkurmay binasına naklettikleri de...

Not defterlerinin akıbeti
Uzun süre İş Bankası kasasında muhafaza edildiği sanılan sandıkla kimsenin ilgilenmediği muhakkak. Varlığı dahi kabul edilmez bu 'evrakı metruke'nin. Genelkurmay Harp Tarihi Dairesi oluşurken ortaya çıkar emanet. Ancak açılmadan öylece muhafaza edilir. Neden sonra özel emirle açılıp gizlilik içinde tasnifi yapılır içindekilerin. 1980 ihtilali olduğunda Atatürk'ün not defterlerinin büyük kısmının transkripsiyonu yani yeni harflere geçirilmesi tamamlanır.
İlk kez Kenan Evren yurt gezisine çıkarken Genelkurmay'dan Atatürk hakkında nakledeceği özel bilgi notu istediğinde bir sayfası ortaya çıkar defterlerin. Atatürk'ün dini içerik taşıyan bir notudur bu. Ancak ne Evren merak edip defterlerdeki diğer yazılanların peşine düşer ne açıklanmasıyla ilgili girişimde bulunur. (Akla daha yakın gelen bir rivayete göre de Kenan Evren yedi defterden oluşan notların tamamını okumuş ve o günün koşullarında bunların içeriğinin açıklanmasını doğru bulmamıştır.)

Latife Hanım'ın hatıratı
Ogün bugün defterler yayına hazır durduğu halde farklı kaygılarla ama hiçbir komutanın gereken emri vermediği söylenir.
Benzer bir durumun Mustafa Kemal'in eşi Latife Hanım'ın hatıratını yazdığı tomar için de geçerli olduğuna inanmak için ortada yeterli sebep bulunuyor.
Vefatından sonra bu hatıratın başkaca bazı anı eşyayla birlikte bir şekilde Uşşakizade ailesinin elinden alındığı ve benzer şekilde 'muhafaza' edildiği rivayet ediliyor.
Talep
Yakın zamanda devletin şeffaflığını sağlama adına yapılan düzenlemeler çerçevesinde 'gizli' ve 'çok gizli' kaydı bulunan evrakın üzerinden belli bir zaman geçtikten sonra açıklanması öngörüldü.
Atatürk'le ilgili evrak bu kapsamda sayılmayabilir. Neticede defterler resmi yazışma niteliğinde değil. Ancak bu defterlerin var olduklarının dahi bugüne kadar resmen açıklanmadığı göz önüne alınarak hiç değilse kaç adet oldukları kaç sayfadan oluştukları ve hangi yılları kapsadıkları bilinmeli diye düşünüyorum. Kuşkusuz bir an evvel yayımlanması gerektiğine inanıyorum.
Atatürk'ün 'resmi tarih'e omurga olan Nutuk dışında (ki Büyük Nutuk da İnönü tarafından tarihi değil siyasi bir belge olarak nitelenmiştir) kendi şahsı için tuttuğu özel notların Kurtuluş Savaşı ve Cumhuriyet yıllarının mantığını kavramakta tarif edilemeyecek değer taşıdığı inkâr edilemez...
Kaldı ki milletin Cumhuriyet'in kurucusunu en yalın haliyle tanıması bakarsınız endişelenilen tepkilerin aksine Atatürk'e bakış ve yaklaşıma olumlu yönde ivme kazandırır. Onun dışında bilerek fazlaca parlatılmış kişilerin anısına gölge düşeceği endişesi de yersiz bence...
O yıllarda yaşamış sorumluluk üstlenmiş insanların hiçbiri hayatta değil artık. Ama Türkiye kurtarıcısının içtenliğinin yansıdığı notları onun duygusallığı dışında ve herkesin ülke için en doğrusu olduğuna inandığı şekilde hareket ettiğini değerlendirecek olgunluk noktasında.

30 Ekim 2008 12:34Can Dündar genç Mustafa Kemal'in hatıra defterlerini yazdı. İşte genç Mustafa'nın hisleri sıkıntıları ve duyguları...

Atatürk'ün not defteri

Can Dündar / Milliyet

İç dünyasında bir yolculuk

Günlükler hatıraların yapı taşlarıdır; ama onlardan daha inandırıcıdır.
Çünkü hatıra bütün o günlüklerden süzülerek bazen elenerek bazen eklenerek yazılır.
Oysa günlük yalındır.
O gün o an o duyguyla üzerine pek düşünülmeden kaleme alınmıştır.
Dolayısıyla yazarını daha içeriden yansıtır.
Atatürk (en azından bizim bildiğimiz kadarıyla) üniversite çağından 1933’e kadar yani 33 yıl cebinde not defterleri gezdirdi.
Harp Akademisi’nde Şam sürgününde Çanakkale’deki karargâhında Doğu Cephesinde Karlsbad’da tedavide Çankaya Köşkü’nde hep not tuttu bu defterlere...
Bazen hoşuna giden bir şarkının güftesini yazdı; bazen yapacağı bir konuşmanın taslağını... bazen cebindeki paranın hesabını... bazen gelmeyen bir mektubun onun ruhunda yarattığı fırtınayı... ders notlarını... askeri taktik anlayışını...
Üstelik bu yazdıkları yaşadığı döneme dair de çok önemli bilgiler ipuçları sunuyordu.
Şaşırtıcı olan o cepheden bu cepheye koşturan bir türlü yerleşik bir düzen kuramayan kütüphanesini hep sandıklar içinde taşıyan Atatürk’ün bu not defterlerini nasıl bu kadar özenle hayat boyu taşıyıp arşivinde saklayabildiği...

34 defter
Atatürk’ü daha yakından tanımak açısından çok kıymetli olan bu defterlerden 34 tanesi ölümünden sonra Genelkurmay arşivine devredildi ve nedense yıllar yılı hak ettiği önemi görmedi.
1970’lerin başında güvenilir Atatürk araştırmacısı Utkan Kocatürk “Atatürk’ün Hatıra Defterlerine Yazdıkları” kitabında defterlerden örnekler verdi (Ankara 1971).
Ardından Türk Tarih Kurumu Şükrü aaaer imzasıyla (“Atatürk’ün Hatıra Defteri” TTK 1972) bazı defterleri yayımladı.
1990’larda ancak Ali Mithat İnan gibi çok özel araştırmacılar özel izinlerle bu arşive girip yayınlar yapabildiler (Bkz: “Atatürk’ün Not Defterleri” Gündoğan 1996) ya da Afet İnan kendisine emanet edilen “Karlsbad Defteri” gibi günlükleri kısmen yayımladı.
Sonra nihayet 2000’lerde defterleri elinde bulunduran Genelkurmay Askeri Tarih ve Stratejik Etüd Merkezi (ATASE) “Atatürk Araştırma ve Eğitim Merkezi (ATAREM) bünyesinde bir bilim kurulu oluşturarak defterleri belli bir düzen içinde yayımlamaya başladı.
Hala tamamlanmayan bu çalışmalar Atatürk araştırmacılarının ilgisini çektiyse de uzun süre geniş kitlelere ulaşamadı.

Demir kapılar ardında
Yıllar yılı Atatürk üzerine belgeseller yapan biri olarak bu defterlere sık sık atıf yapmama rağmen görüp görüntüleme imkânını bulamamıştım.
Bu kez “Mustafa” filminin araştırmaları sırasında “Defterler”i görüntüleyebilmek için izin istedim.
Uzunca sayılabilecek bir beklemeden sonra izin çıktı.
Ankara’da Meclis kapısına bakan ATASE binasına buyur edildik.
Orada Atatürk araştırmalarına gönül vermiş subaylar yaptıkları çalışmaları anlattılar. Sonra büyük demir kapılar açıldı arşive girildi ve bazıları bir asırdır ihtimamla saklanan defterler ortaya çıktı.
Bir ceketin iç cebine sığabilecek büyüklükteki bu defterlere ilk dokunduğum andaki duygum 15 yıl bir definenin peşinde koşmuş birinin onu bulduğu anki sevincine eşittir herhalde...
Bugünden itibaren burada sayfalarından örnekler sunacağımız not defterlerini titiz bir çalışmayla yayımlayan bazı yayımlanmayan defterleri de ilk kez kamuoyuna ulaştırabilmemize vesile olan ATASE yetkililerine teşekkür ediyorum.
Defterlerin yayımının bitmesini tüm ciltlerin basılmasını hatta internet aracılığıyla tüm araştırmacılara ve kamuoyuna açılmasını sabırsızlıkla bekliyorum.
Sizi Atatürk’ün notları aracılığıyla özel iç dünyasında bir gezintiye buyur ederken satırlar arasında rastlayacağınız insanı çok daha kendinize yakın bulacağınıza inanıyorum.


HARP AKADEMİSİ DEFTERİ
Siyah bez ciltli bir defter... Küçük boy... Çizgili...
8.5 santime 14 santim ebadında...
İçindeki yazılar mürekkepli kalemle Osmanlıca Rik’a tarzı el yazısıyla kaleme alınmış.
Sadece yazılar değil Atatürk’ün elinden çıkma çizimler de var içinde...
Notları yazdığı dönemde Mustafa Kemal Harp Akademisi öğrencisi bir üsteğmen...
Yani 23-24 yaşlarında...
Kurmaylık stajı görüyor bir an önce göreve başlamaya can atıyor.
Arada Selanik’e gidip geliyor; belli ki orada geride bazı ilişkiler bırakıyor onlar için duygulanıyor oradan mektup bekliyor gelmeyince üzülüyor cebindeki para harcamalarını karşılamaya yetmiyor. İstanbul bütün canlılığıyla dışarı sokağa çağırırken o kısıtlı bütçesi ile Harp Akademisi binası içinde bu defterle baş başa yaşıyor.
Hislerini sıkıntılarını öğrendiklerini duygularını bu deftere yazıyor. Mektuplar arasında kimliğini bilemediğimiz Selanik’teki bir gazete yazarı ya da düşünüre yazdığı övgü dolu satırlar özellikle dikkat çekici...
“Atatürk’ün not defterleri” dizisine bizi onun gençliğiyle tanıştıran “Harp Akademisi defteri” ile başlıyoruz.

DEFTERDEKİ GÜFTE
‘Uğruna canım fedadır sev beni canın kadar’
Defterin sayfaları arasında bugünün deyimiyle “şarkı sözleri” dikkat çekiyor. Mustafa Kemal bu sözleri yazarken başına makamlarını da not etmiş.

Hicaz- ağır aksak

Zülfüne dil-besteler zülf-i perişanın kadar
Görmedim sayyad-ı dil-i alemde müjganın kadar
Ben değil görmüş müdür çeşm-i felek anın kadar
Uğruna canım fedadır sev beni canın kadar

Nakarat

Merhamet kıl sevdiğim meftununa şanın kadar
Seni gördükçe derunumda muhabbet uyanır
Piş-i çeşmimde Melahat güneşi doğdu sanık
Bu ne behçet bu ne zerafet buna can mı dayanır

Nakarat

Sen meleksin sana insan deseler kim inanır

Süz-i nak ağır aksak

Bir güna çeşm-i canan süz-i mal oldum beter
Sabah iken oldum sonra harap oldum beter
Pay-ı ağyara serildim sanki hak oldum beter

Süz-i nak ağır aksak

Gözlerinden kıskanırken bir zaman dildarını
Gel de seyret yarinin bu devre-i idbarını
Bir televvün bak ne hale koydu cism-i zarımı...



11 MART 1904 CUMA... SAAT 7...
‘Yine ağlıyorum... Her zamanki gibi...’
“Selanik’ten geleli 3 ay kadar oldu. İlk günlerde düzenli bir hayata başladım zannediyordum. Manen ve maddeten tutsağı olduğum ıstırabımdan kurtulduğumu düşünüyordum. Lakin heyhat! Bugün bilmem kaç yüzüncü defa olmak üzere yine kalbimin bütün şikâyet iniltilerini işiterek ağlıyorum. Her zamanki gibi bu dakika dahi...”



16 MART 1904 ÇARŞAMBA... SAAT 3...
Nihayet gelen mektup
“Uzun zamandan beri kendisiyle haberleşmek için övünçlerimi teslim ettiğim birinin sessizliğe bürünmesiyle haberleşmedeki kayıtsızlığını görmekle azap duyuyordum. Bugün o uzun süren sessizliği bozan bir mektubun gelişi vicdanımdaki azabı dindirdi. Bir mektup... evet birkaç satırlık birkaç satırlık kâğıt parçası... fakat sevilen bir kalbin görünüşüne arzu edilen bir ruhun hayal edilen bir sahnesi olduğu için sonsuz bir değere sahiptir.”



21 MART 1904... PAZARTESİ... SAAT 6...
Para durumu ıstırap verici
“Bugün para durumumu inceledim. Harcamaları gelirin pek ziyade üzerinde buldum. Şimdiye kadar cüzdanıma girip çıkan parayı hesap etmek hatırıma bile gelmemişti. Bu hesapsızlığın vahim sonuçlarıyla pek büyük ıstıraplar altında manen ve maddeten ezildim. Şimdi sarf olunan paranın harcandığı yerin ve zamanın kaydına baktığım zaman hareketimdeki düzensizlik dikkatimi çekiyor. Her zaman bu defterimin gözden geçirilmesiyle hissettiğim pişmanlıklar ihtimaldir ki yaptığım hareketleri düzenlememe neden olacak. Fakat ben henüz bunun tesirini anlayamıyorum. Masrafların sebebi fazlalığından ziyade gelirlerin azlığıdır.”



21 MART 1904... PAZARTESİ... SAAT 6...
Napolyon’a övgü
“Napolyon yıldırımları meydana getiren kaynaktan doğmuş bir savaş dâhisidir. Onun hayatı top-tüfek sesleriyle yansıyan bir sema... kanlı derelere tanık olmuş bir zemin... Talih bulutlarına bir düşman ufuklar arasından geçti. Lakin heyhat dünyada en az devam eden saadettir. Bu parlak cihanın parlak güneşi olan o koca komutanın bölgesindeki denizin siyah dalgalarının müthiş darbeleri atında inleyen bir kara parçasında nefesini tamamladığını görmek ne üzücü bir durumdur.”
__________________
~Çığlıklar geliyor; uzaklardan...
Orta yerindeyim zamanın...
Varla yok arası...
Belki gecenin yarısı...
Belki de sabahın tenhası...~
RuhSaL_OtoPSi isimli Üye şimdilik offline konumundadır  
Digg this Post!Add Post to del.icio.usBookmark Post in TechnoratiFurl this Post!
Alıntı ile Cevapla
Bu mesaj için RuhSaL_OtoPSi kullanıcısına teşekkür edenler:
-KaÇaK- (07-07-2009)
Alt 12-01-2008, 09:58 PM   #2 (permalink)
*HєяCαi*
♥ Yüяєğiмdє кi єη тαтLı нiѕѕiмѕiη..! ♥
 
*HєяCαi* - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
 
Üyelik tarihi: Sep 2008
Bulunduğu yer: meleklerin yanından...(=
Mesajlar: 4.135
Konular: 832
Cinsiyet:
AktifLik
Level: 48 [♥ Bé-Yêu ♥♥ Bé-Yêu ♥♥ Bé-Yêu ♥♥ Bé-Yêu ♥♥ Bé-Yêu ♥]
Paylaşım: 709 / 1182
Güç: 1378 / 6581
Tecrübe: 29%
Rep Puanı : 1000
Rep Derecesi : *HєяCαi* has much to be proud of*HєяCαi* has much to be proud of*HєяCαi* has much to be proud of*HєяCαi* has much to be proud of*HєяCαi* has much to be proud of*HєяCαi* has much to be proud of*HєяCαi* has much to be proud of*HєяCαi* has much to be proud of

Teşekkürleri: 134
129 mesajına 147 kere teşekkür edildi.
Ruh Halim:
Standart

emeğine sağlık cnm
__________________
[Linkleri sadece üyelerimiz görebilir. Üye olmak için tiklayiniz...]
“O” sen değilsin artık ayyüzlüm.
Senin kirletemeyecegin bir aşk umudu tüter kandillerimde.
Sana dairlerden arınmış bir aşk..
İçine senin gözlerini katmayacagımanılarımızı sıkıştırmayacagımsenli düşlerden arın
ş
seni unutmayı başarabildiğim bir aşk..



*HєяCαi* isimli Üye şimdilik offline konumundadır  
Digg this Post!Add Post to del.icio.usBookmark Post in TechnoratiFurl this Post!
Alıntı ile Cevapla
Alt 07-07-2009, 01:07 PM   #3 (permalink)
-KaÇaK-
..ςǿκ کε√díκ طę ∂طí..
 
-KaÇaK- - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
 
Üyelik tarihi: Nov 2008
Mesajlar: 2.026
Konular: 404
Cinsiyet:
AktifLik
Level: 37 [♥ Bé-Yêu ♥♥ Bé-Yêu ♥♥ Bé-Yêu ♥♥ Bé-Yêu ♥♥ Bé-Yêu ♥]
Paylaşım: 271 / 903
Güç: 675 / 4502
Tecrübe: 15%
Rep Puanı : 34
Rep Derecesi : -KaÇaK- is on a distinguished road

Teşekkürleri: 10
22 mesajına 22 kere teşekkür edildi.
Ruh Halim:
-KaÇaK- - İCQ üzeri Mesaj gönder
Standart

Teşekkürler
__________________










Дrza Ħaçet Уok Ħalim ∫ana Дynadır Đile Ġerek Уok
∫essizliğim ∫ana beyandır ∫öze Luzum Уok ∫usuşum ∫ana Ќelamdır…



-KaÇaK- isimli Üye şimdilik offline konumundadır  
Digg this Post!Add Post to del.icio.usBookmark Post in TechnoratiFurl this Post!
Alıntı ile Cevapla
Alt 08-28-2009, 10:43 AM   #4 (permalink)
<Green>Psikop@t
Moderator
 
<Green>Psikop@t - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
 
Üyelik tarihi: Sep 2008
Bulunduğu yer: Buralarda..!!
Mesajlar: 429
Konular: 124
Cinsiyet:
AktifLik
Level: 19 [♥ Bé-Yêu ♥♥ Bé-Yêu ♥♥ Bé-Yêu ♥]
Paylaşım: 45 / 456
Güç: 143 / 2505
Tecrübe: 24%
Rep Puanı : 10
Rep Derecesi : <Green>Psikop@t is on a distinguished road

Teşekkürleri: 1
7 mesajına 23 kere teşekkür edildi.
Ruh Halim:
Standart

Bir güna çeşm-i canan süz-i mal oldum beter
Sabah iken oldum sonra harap oldum beter
Pay-ı ağyara serildim sanki hak oldum beter

HARİKA ELİNE SAGLIKK tesekkurler
__________________
Melancolick Olucaksak Yazıcak Konu Çok Ama Duygusal Olmaya Gerek Yok ..





<Green>Psikop@t isimli Üye şimdilik offline konumundadır  
Digg this Post!Add Post to del.icio.usBookmark Post in TechnoratiFurl this Post!
Alıntı ile Cevapla
Yeni Konu aç Cevapla

Seçenekler
Stil

Yetkileriniz
Konu Acma Yetkiniz Yok
Cevap Yazma Yetkiniz Yok
Eklenti Yükleme Yetkiniz Yok
Mesajınızı Değiştirme Yetkiniz Yok

BB code is Açık
Smileler Açık
[IMG] Kodları Açık
HTML-Kodu Kapalı
Trackbacks are Açık
Pingbacks are Açık
Refbacks are Açık




Powered by vBulletin® Version 3.7.2
Copyright ©2000 - 2010, Jelsoft Enterprises Ltd.
Search Engine Optimization by 3.0.0

101anadolum   Emo Forum   Forum

1, 2, 7, 6, 8, 9, 10, 11, 12, 13, 14, 15, 126, 124, 16, 18, 19, 20, 21, 22, 254, 23, 97, 96, 26, 27, 119, 29, 32, 33, 34, 35, 36, 38, 39, 40, 41, 42, 44, 45, 46, 47, 48, 49, 50, 51, 52, 53, 54, 55, 56, 57, 58, 59, 266, 60, 61, 62, 63, 64, 85, 86, 87, 94, 117, 116, 118, 95, 78, 79, 80, 81, 162, 282, 283, 88, 89, 90, 91, 92, 93, 128, 98, 99, 100, 101, 102, 157, 155, 109, 111, 108, 110, 112, 113, 115, 178, 125, 129, 154, 132, 127, 130, 131, 195, 133, 180, 139, 140, 179, 203, 141, 142, 143, 144, 145, 146, 147, 148, 149, 150, 151, 152, 153, 196, 156, 158, 161, 160, 163, 164, 165, 167, 168, 169, 271, 170, 171, 172, 173, 177, 181, 182, 183, 184, 185, 186, 187, 188, 189, 190, 191, 192, 193, 194, 220, 201, 204, 198, 202, 206, 205, 210, 207, 209, 219, 208, 211, 214, 212, 213, 215, 216, 217, 218, 221, 222, 223, 252, 262, 260, 246, 247, 248, 249, 250, 251, 253, 255, 256, 257, 258, 264, 265, 259, 263, 261, 267, 268, 269, 270, 281, 272, 273, 274, 275, 276, 277, 278, 279,